|
Hegel’in Tinin Görüngübilimi başlıklı yapıtının yayımlanışının 200’üncü yıldönümünü kutlama amacıyla 6-7 Ekim tarihlerinde Kadıköy’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde uluslararası bir kongre düzenlendi.
Hegel’in felsefesi, tıpkı ait olduğu idealistik-klasik Platon ve Aristoteles felsefe geleneği gibi, insanın kendini ve varoluşunu anlaması açısından her zaman önemli, her zaman esinlendirici ve her zaman diridir. Kadıköylülerin düşünceleriyle ve coşkularıyla katıldıkları ve güzelleştirdikleri İstanbul Uluslararası Hegel Kongresi, bu gerçeği bir kez daha doğruladı. Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı İnci Beşpınar, Kongrede yaptığı konuşmada Uluslararası Hegel Kongresi’nin Kadıköy’de her yıl düzenlenmesinden mutluluk duyacaklarını belirtti.
İdea Yayınevi ve Felsefeciler Derneği tarafından organize edilen ve Kadıköy Belediyesi ile Noesis Felsefe Atölyesi tarafından desteklenen Kongreye; Andreas Arndt, Güçlü Ateşoğlu, Elif Çırakman, Kurtuluş Dinçer, Doğan Göçmen, Richard Gunn, Levent Kavas, Reinhard Jellen, Evrim Kutlu, Barış Parkan, Zeynep Savaşçın, Önay Sözer, Alper Türken, Çetin Türkyılmaz ve Aziz Yardımlı konuşmacılar olarak katıldı. Konuşmacılar yalnızca “Tinin Görüngübilimi”nin bütün bir felsefe tarihindeki benzersiz konumu üzerine çözümlemeler sunmakla kalmadılar, Hegel’in felsefesini tarih açısından, insanın bugünü ve geleceği açısından bilgilendirici ve düşündürücü yanlarını da da ele aldılar. Hegel’in felsefesinin somut yaşam üzerine bugün de geçerliğini koruyan bir çözümleme olduğunu, insanlığın kendi durumu hakkında gerçek bilincini kazanması açısından önemini sürdürdüğünü, ancak ne yaptığını ne olduğunu bilen bir insanlığın kendi yazgısına egemen olabileceğini ve onu ussal olarak gerçeğe, iyiye ve güzele doğru geliştirebileceğini bir kez daha tanıtladılar.
Tinin Görüngübilimi, en alt bilinç biçiminden en yüksek bilinç biçiminin, felsefi bilincin ya da bilimin başlangıcına dek Bilinç Şekilleri Dizisinin çözümlemesini sunar.
Ulusal, etnik, dinsel kültürel birimler Tinin tikel tarihsel şekilleridir ve her kültürel birim başkalarından “tanınma” isteminde bulunur. Ama bu istem diyalektik karşıtını, “tanınmama” olgusunu da bir olanak olarak kapsar, zorunlu olarak onunla birlikte gider. Kültürel çoğulculuk böylece kendinde her zaman karşılıklı “tanımama”dan başka birşey olmayan bir Kavga durumu, bir doğa durumudur. Ama buna önlem olarak ileri sürülen “kültürel birlik” kültürel türlülüğü ancak ve ancak bütün bir nüfusu doğa durumuna düşüren Tiranlık yoluyla yenebilir. Tinin Görüngübilimi Tinin bu çatışkısının çözümünü onun modern dönemde kızışmasından çok daha önce bu şekillerin gerçekte Tinin sonlu varoluş biçimleri olduğunu tanıtlayarak göstermiştir. Tarih kültürel olarak büyümemiş, henüz gerçekten uygarlaşmamış, henüz saltık Tinin değerlerine-Bilgi, Sevgi, Güzellik-eksiksizce ulaşmamış insanlığın doğa ve uygar durumları arasındaki bir çelişki durumu, bir oluş sürecidir. Her oluş, her süreç erekseldir. Ve bu durumda erek gerçek uygarlıktır. Bu ise bilişsel, ahlaksal ve estetik olarak sonuna dek büyümüş, kültürünü özünün eksiksiz açınımı ile eşitlemiş insanlığın durumudur. Tinin Görüngübilimi, modern dönemde Batı kültürüne egemen olmuş kuşkucu felsefeciliğin tersine, insanın kendini bilmeye ve böylece özgür, anlamlı, değerli bir varoluşa yetenekli olduğunu tanıtlar. Hegel’in felsefesi için-tıpkı temsil ettiği bütün bir klasik felsefe tarihi için olduğu gibi-insanlığın bu evrendeki varoluşu ussal, anlamlı, yaşamaya değerdir. Ancak bilincini ussal özü ile bir kılmış bir insanlığın kendi özüne yaraşır bir varoluş biçimine hakkı vardır. Sadece özgürlüğünün bilincini kazanmış bir insanlık gerçek, törel ve estetik değerlere denk bir varoluşun yolunda olabilir. Usun özgür çıkarsamasını izleyen bu felsefeye göre, tarih yalnızca öz-bilgi ereğine değil, ama bu bilgi yoluyla özgürlük ereğine doğru da belirlenmiştir. Kuram zorunlu olarak kılgıdır.
Kongre Kadıköy tininde gururla temsil edildiği biçimiyle modernleşmekte, gelişmekte olan ve çağdaş ve gerçek uygarlık düzeyine yükselme yolunda başarılı olarak çabalayan Türk tininin kültürel etkinliklerine katkıda bulunmaya çalıştı. Ve özgürlüğün ancak kendinin-bilgisi yoluyla ve kendinin-bilgisinin ancak özgürlük yoluyla kazanılabileceği gerçeğini bir kez daha doğruladı.
Aziz Yardımlı
(İdea Yayınevi)
Hegel kimdir
Georg Wilhelm Friedrich Hegel (27 Ağustos 1770, Stuttgart-14 Kasım 1831), Stuttgart Württemberg'de doğdu. Kurduğu bu felsefe sistemini “Phanomenologie des Geistes” adındaki eserinde anlattı. Berlin ve Heidelberg Üniversitesi’nde profesörlük yaptı. Bu devrede yazdığı eserler arasında “Mantık Bilimi” ve “Felsefe Ansiklopedisi” dikkati çekti. Hegel'in kurduğu sisteme “diyalektik mantık” denilir. Buna göre bir fikir (yani tez), karşısındaki başka bir tezle (anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doğar ki buna sentez denilir.
-19.10.2007
|